31 Ekim 2009 Cumartesi

Last Days Soundtrack ve Güzel Şarkı


İki gün boyunca bu albümü dinledik. Dolayısıyla bir yorum yapalım. Albüm 12 şarkıdan oluşuyor. Velvet Underground dışında tanıdığım kimsecikler yok. Son iki şarkı haricinde albüm; grunge, indie, alternative doğrultusunda diyebilirim. 6 şarkılık ilk yarısı daha güzel. Daha önce paylaştığımız Death To Birth hem orjinal kayıt olarak hem de akustik olarak albümde yerini almış. Yine Velvet Underground'in "Venus In Furs" adlı şarkısı pek mükemmel. Zaten filmde geçtiği yerde oldukça iyiydi. Son şarkı olan 21 dakikalık Hildegard Westerkamp'in(enviromental music yapıyor bu kadın. başka bir terim bulamadım.)şarkısı olmamış.

Bir de Mula (http://frontispice.blogspot.com) adlı arkadaşımız sağ olsun zaman zaman bizlere şarkı yollar. Hatta sık sık yollar. Yolladığı şarkıların istatistiğini çıkardım tam 10. şarkıda çok güzel bir şarkı yolluyor. Yine hayal kırıklığı olan 9. şarkıdan sonra 10. şarkı şahaser çıktı onu da paylaşalım. Klibi de oldukça güzel..

Green Street Hooligans



Haftaya Cuma sınavım olmasına rağmen böyle filmler izliyorum. Evde olası bir ebeveyn olsa kapıyı açıp "Oğlum sınavda İngiltere'de ki holiganizmi mi sorcaklar?" der ama evde ebeveyn ya da ebeveyn ruhlu bir arkadaş bulunmamakta. Dolayısıyla biz de sabahlara kadar sabahlayıp(?!) film izleyebiliyoruz.

Şimdi erkekseniz, futbolu seviyorsanız, Van Damme filmlerine yatkınsanız bu filmi mutlaka izleyin. Tabii geri kalan kitle de izlerse eğlenecektir. Kısa bir yorum getirirsek ben izlerken eğlendim az biraz da öğrendim. Çok boktan klişeler olmasaymış daha iyi olurmuş ama olsun varsın. Bir de bunu izleyip West Ham United sempatizanı olmamak zor bir durum.

Güzel diyebileceğimiz(bazen amatöre kaçabiliyor yalnız) kavga sahneleri var. Bu kavga sahneleri adama cesaret de veriyor. Elijah hobbiti bile dövüşebiliyorsa ben bu boy bu kiloyla tüm İngiltere'yi fethederim ulan oluyoruz istemeden.

Filmimizden sahnelerle süslenmiş bezenmiş güzel bir şarkıyla yazımızı bitirelim. Bunu izleyip az çok fikir sahibi olursunuz.


Bir de filmi izleyip ek bilgi olarak ne öğrendik Glasgow Smile ya da Chelsea Grin diye bir olay var. Nedir bu? Batman'de ki Joker abimizin ağzı oluyor. Türlü türlü yapılma sanatı var. Merak eden yazsın gogıla okusun. Tommy Flanagan adlı aktörün suratında da Joker gibi yapayı değil gerçeğini görebilirsiniz.

Last Days



Aylardır bitirmeye çalıştığım Gus Van Sant filmografisinin son demlerini yaşadığım şu günlerde Last Days'i izledim. Gerry, Elephant, Last Days üçlemesindeki en iyi 2. film diyebilirim. Michael Pitt herifine gıcık olmama rağmen bu filmde hakikaten rolün hakkını vermiş. Öptük kendisini.

Bir de filmin güzel de bir soundtrack'i var. Albümde Pitt'in kendi grubu olan Pagoda'nın iki şarkısı var. Bir ara albümlerini dinleyip -zira yüklendi- beğendiğimizi ya da beğenmediğimizi yazarız.(Biz tek kişiyiz ama binlerce blogda gözlemlediğimize göre üstün yetenekli blog yazarları fark etmiş ki 1. çoğul şahısı kullandıklarında daha fazla kişiyi etkiliyormuş ben de o akıma kapıldım.) Filmden bir şarkıyı -trailer eşliğinde- aşağıya koyalım.

Filmin konusu mu ne? Bir zamanlar arabul.com diye bir site vardı biz küçükken şimdi de google var.

30 Eylül 2009 Çarşamba

Buralarda niye hiç yazı yok?

Niye yok? Çünkü franbogaz.blogspot.com diye bir adres açtık, geyik yapıyoruz mütemadiyen. Gayet de kaliteli olduk. 5 kişiyiz ama silahımız yok. Bir de buranın tasarımını yanlışlıkla değiştirdiğimden beri soğur oldum. Cümlelerim de artık böyle yalın ve köprüsüz. Ama yine yazacağım buraya.

13 Mart 2009 Cuma

Rooney tenhada kıstırmayayım seni!



Demiş ki tombul, tipsiz Rooney:

"Everton taraftarı olarak hep Liverpool nefretiyle büyüdüm. Şimdi de değişen bir şey yok". "

Bir insan mavi doğarsa mavi büyür deyip sonra Everton hakkında ileri geri konuşmadın mı? Tenhada kıstırmayalım oğlum seni! Alpay Özalan ile Kemalettin Şentürk'ü salacam üstüne.

12 Mart 2009 Perşembe

İleti Geçmişim


Bugün, bir arkadaş sayesinde şimdiye kadar hiç kullanmadığım ileti geçmişini kullandım. Ne boktan bir olaydır, ne gereksiz bir uygulamadır. Okudukça duygulandım, ulan burada beni yanlış anladı işte o yüzden ayrıldı benden dedim. İçmeye karar verdim işte az önce. İlk kez, içtikten sonra geçmiş aklıma gelmedi de yaşananlar aklıma geldiğinden içmek istedim. Bilgisayarda tek foto bırakmıyorsun, tüm hayatından çıkartmaya çalışıyorsun ama ileti geçmişinde başka biriyle konuşmalarınızı ararken insanın gözüne çat diye takılıyor işte. Arabesk film durumu vardır ya hiç aklıma gelmiyorsun ama hep aklımdasın. O durumu dibine kadar yaşadım. Şimdi ilk kez bir anıyı sarhoş değilken sileceğim. Sakin bir şekilde okuyacağım sonra sinirleneceğim, bunu bana nasıl yapar deyip tüm konuşmalarımızı sileceğim.

Fotoğrafı da kendim çekmiştim. Kendimce bir güzelliği ve bağlantısı var eski yazdıklarımla ilgili.

10 Mart 2009 Salı

Çamaşır makinası ve son don ikilemi


Şu üstteki aletin aynısından bende de var. Tabii fayanslarım falan o kadar temiz değil. Geçen sene ikinci elciden almıştım hem de hiç pazarlık yapmadan. Bu sene ikinci elcilerden her aldığım nesneyi yarı fiyatına aldığımdan dolayı bu çamaşır makinasının bende açtığı duygusal yara büyüktür. Eğer öğrenci evinde falan kalmıyorsanız, pek ilgilenmezsiniz bu aletle, öyle anneniz yıkar, asar falan. Ama öğrenci/bekar iseniz başka; bu göt alet bir kere gerekli. Öğrenci evinde lüks deyip, zenginsin ayağı kimse yapmasın. Benim tüpüm yoktu ondan önce çamaşır makinası aldım. Çalışma mekanizması falan kolay düğmeleri çeviriyon, gerisini hallediyor. Bu aleti ben olabildiğince az kullanıyordum; giyecek bir şey bulamayıp, kirli sepetine doğru yöneldiğim ilk gün -giymeyi sevmediğim ama temiz kalan tek kıyafetime el attığım gündür- yıkardım tüm çamaşırları. Tabii ben 1 sene bunu böyle kullandım, alete bir şey olmadı, paşalar gibi çalışıyordu. Ama 15-20 gün önce mi ne artık canına tak etti, bozuldu alet, sıkma işlemini yapmıyor. Sinirden kapağını da kırdım. Annemi arayıp benim çamaşır makinası bozuldu yeauv deyince ulan senin makina benimkinden iyi nasıl bozdun onu? Benimkini 10 senedir kullanıyorum ben dedi. Kem küm yaptım, bozuldu işte bilmiyorum triplerine girdim. Asıl sorunum şu şimdi daha renkli kıyafetim var parfüm deodorant falan kapatıyoruz da an itibariyle son donumu giydim. Kara kara düşünüyorum, atlet bitseydi, tişört falan giyer kapatırdık da şimdi bir korku saldı ya ishal olup altıma kaçırsam -okul öncesi bu benim başıma geliyordu hala korkarım- giyecek başka donum yok. Öyle acınası bir haldeyim!