alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2010 Çarşamba

La pianiste

"-Adomo'nun yazdığını okudunuz mu? Schumann'ın Do Majör Fantezisi üzerine.
- Hayır.
-Alacakaranlığından bahsediyor.Mantığını kaybetmiş Schumann'dan değil, hemen öncesinden. Tam öncesinden. Aklını kaybetmekte olduğunu biliyor,acısını derinlerde hissediyor ama son bir kez tutunuyor. Bu tamamen yitip gitmeden önce,kendini kaybetmenin ne olduğunun hala bilindiği bir an."

10 Mart 2008 Pazartesi

Far Away / 3 Şubat 2006


Götür Beni!

Gidelim artık. Hayat kavgalardan mütevellit bir kargaşa. Beni de götür dalgalara. Bir derinlik sarhoşluğu kaplasın içimi. Bu sığlıktan sana da gına gelmedi mi?

Hayat eskiden ilmek ilmek dokunurdu kaptan, artık fabrikasyon oldu. Hayat hızlı ve rüzgar beklemiyor. Beni de götür. Sadece senden ve martılardan saklamak zorunda kalayım gözyaşlarımı. Yunuslar yol göstersinler, belki bir iki de fener. Her yön tabelası aldatıcı geliyor. Artık yönümü bilmiyorum kaptan. Kutup yıldızını bile göremiyorum neon ışıklı pavyonlardan.

Ayaklarım yürümek istemiyor şehir kaldırımlarında. Belki denize daldırsam rahatlar, tuzlu su iyi gelir derler. Gerçekten kaptan, beni götürmen için söylemiyorum bunu. Yorgunluğu da alırmış tuzlu su. Hayat yorgunluğuna da çare midir dersin? Hem, beni götürsen iyi edersin. Bir ucundan da ben tutarım işlerin. Temizlerim her gün güverteyi. Bir iki balık da avladık mı, var mı bizden güzeli?

Fırtına mı dedin? Daha kötülerini de gördüm inan bana. Bedenim değil, ruhum alabora. Ruh olmayınca beden neylesin? Ruhumu geri istiyorum kaptan, yardım et bana. Biliyorum ruhum orada. Denizin tam ortasında.

Sevdiğin mi dedin? Vardı bir zaman. Kararmıştı mavi gözbebekleri, sanki denize isyan. Çerçeveden resmi bana öyle bir bakıyordu ki, kor oluyordu içimdeki yarası kaptan. Öyle bir kordu ki, dağlamadan yakanlardan. Söndürmek için o ateşi denize karışıp bir köpük olmak ve her köpük gibi harcamak istedim kendimi bir kumsalın çakıl taşlarında. O kumsal kadar onun olmadan kurtulur muydum içimdeki ateşinden? Onsuz bir deniz, nasıl buharlaşır hasretinden, ah bir bilsen. Şöyle bir düşündüm de aslında, onsuz olmak ne denize yarıyor, ne de bana. Madem ki diyorum, o yok, deniz onsuz kalmasın diye, onu da götürmeliyim içimde. En derinimden, en derine.

Yardım et kaptan. Biliyorum yüküm ağır diye böyle yapıyorsun. Ama yükün suçu bende mi? Git ona söyle. Ben kalamam burada, ruhumun orada olduğunu bile bile.

Anla beni, burada kalamam. Yorgunum diyorum, "Hayatı sırtlanmış götürüyor" diyorlar. Oysa beni eziyor sırtımdaki kaptan. Sıkıldım artık sadece bu ezilmeyi onurlu ya da onursuz kılmaya memur olmaktan. Söyledim anlamadılar, söylemedim gecelerime bulaştı. Hoyratça harcanan ve harcandığını bilip de bir şey yapamayanlar kulübünün başkanı olmanın haklı gururunu yaşıyor olsam da, ağırıma gidiyor artık.

Kim anlar beni, deniz gibi bir bilgeden öte? Biliyorsan söyle, çekinme. Anlamasan bile bir şans ver bana kaptan! Çok şey beklemedim ben bu hayattan. Beklediklerim hep bir önceki seferle gelmişler, ben kaçırmışım. Beklemediklerim başıma gelmiş, hep şaşırmışım. Daha nasıl anlatayım?

Issız bir ada görürsen bırak beni, ona da razıyım. Yeter ki bineyim şu gemiye, denizde yol alayım. Beni de al kaptan, bırak tayfan olayım!

Mustafa Akyol

Rock Müzik Nasıl Doğdu / 2 Şubat 2006

Batı dünyası 1800'lerden beri hiç bitmeyen savaşlardan nihayet kurtulmuştu. Toplumlar sanayi devrimlerini tamamlamış, yoğun bir üretim sürecine girmişlerdi. Gerek Avrupa, gerekse ABD'de sistem yerine oturmuş ve devletler tolumlarını sanayi sonrası toplumun refah düzeyine çıkarmayı başarmışlardı. Artık savaş onlardan uzaktaydı, zaten kendi topraklarına yakın yerlerde savaşa izin vermeyecek tüm yapıları kurmuşlardı.


Bu durumda kapitalist devletlerin varlıklarını ve zenginliklerini koruyabilmek için (ve tabii ki karşı tarafta SSCB'nin de) dünyanın başka yerlerinde yeni savaşlara ihtiyaçları vardı. İşin ilginç tarafı iki kutubun da barışı koruyabilmek için silahlanıyor olması idi. Sonra da bol bol silahsızlanma görüşmeleri yapıyorlardı.


İşte bu koşullar altında Kuzey Vietnam güneye karışmaya başladı. Bunu fırsat bilen ABD, Güney Vietnam'ı askerler savunmaya kalktı. Bu da 1973'e kadar sürecek berbat bir savaşa neden oldu. Amerikan gençliği Vietnam politikasına karşı ayaklandı. Gençler askere gitmeyi redetti.


1968'de Sovyetler, Çekoslavakya'yı işgal etti. Ve ABD büyük bir prestij kaybına uğradı.


Vietnam savaşı hem ABD-Avrupa ilişkilerini gerginleştirdi hem de Sovyetler'in güçlenmesine neden oldu. Vietnam, ABD'de gençliğin bir bölümünün komünler halinde uyuşturucu ile içice yaşamasına neden oldu. Hippilik bir yaşam felsefesi haline geldi ve sloganları (savaşma seviş) tüm dünyayı sardı. Bu felsefenin getirdiği savaş karşıtı düşünce 1969'da Woodstock festivalinin yapılmasını sağladı. Barışcı Hint felsefesi kendine önemli bir toplumsal taban buldu. Batı dünyasında uzun yıllardır belki de ilk kez kitleler sistemi değiştirme girşiminde bulundularsa da buna izin verilmedi.


Bu eylemlerin Avrupada'ki uzantıları Fransa'da geniş öğrenci hareketlerine, İngiltere'de ise Rock müziğin doğuşuna neden oldu. O yıllarda 20 yaşlarında olan gençlik, dünyada oluşturulmaya çalışılan düzene karşı tavırlarını rock müzik dinleyerek koydu. Böylece Rock müzik sanayii sonrası toplumun sert müziği olmakla beraber, dünya düzeninde varolan yanlışları sorgulamaya, insanı insan yapan değerleri savunmaya, barışı içinde yaşamaya ses oldu. Şiddete her zaman karşı çıktı. 60'lardan 70'lere uzanan bir periyotta ortaya çıkıp yaşamını hala sürdürebilen grupların elemanları, hep ikinci dünya savaşı yıllarında doğan müzisyenlerden kuruluydu. Onların yaptığı müzik ve yazdıkları sözler dünyanın bozuk düzenine yönelik eleştiri ve çözümlerle dolu ve hala geçerliliklerini koruyor. John Lennon hayatı boyunca bunu yapmaya uğraştı. "Imagine" bugün barışın marşı olma özelliğini hâla koruyor ve daha uzun süre koruyacak gibi duruyor


Kaynak :


Pink Floyd

Hazırlayan : Serdar Öktem

Editör : H. Levent Erseven

Yayın evi : Stüdyo İmge


Sayfa : 47 - 48


Pink Floyd